1/11/2007 ·

Zamanlar;
Güneş ekilip, yıldız biçilen zamanlardı,
Hatırlıyorum...

Ya önce sen vardın yürek olarak içimde
Ya da aşk vardı önce
Gelip içimde kestiğin,
Hatırlamıyorum...

Ben, imkansıza dudak bükerdim
Sense halime gülerdin...
Olsun! O günlerde ben
Biraz mutlu, biraz umutlu,
Biraz içliydim.
Doğrusu en çok da
Kelebeklerin kanadına işlediğin,
Aşkından dertliydim!

Ama o zamanlar
Güneş ekilip yıldız biçilen
Zamanlardı,
Aşk dediğin belki de
Geceye veda etmeyen bir ay’dı...

Türküler saklardın derinlerinde,
Sazından kaçak...
Bilmezdin...
Ben görürdüm duyardım da,
Sen; bir kez olsun söylemezdin,
Korkularını zaten,
Kimselere vermezdin...
Ve böylece,
Sen yağmura,
Yağmur benim gözlerime hasret
Yaşardık...

Heyhat! ! !
Hep ama hep
O imkansıza takıldın da sen
Ve belki de bu yüzden
Aşk gelip bizi sarsınca yüreklerimizden;
Ben ağlardım, gözlerim gülerdi...
Sen gülerdin, gözlerin susardı...

Şimdi ben,
O zamanların renklerini unuttum.
Belki mavi, belki sarı, belki aktı...
Hatırladığım tek şey,
Güneşle yıldız arkadaştı...

Bilenler bilirdi
Çok sevmiştik biz,
Çok! ! !
Ben gönlümden,
Sen dilinden...
Ben unutsam da şimdi
Sen hatırlarsın...
Sesinde ufacık bir hüzün olsa
Ya da acıtan bir özlem gözlerinde,
Bembeyaz gecelerinde gelirdim sana bu şehrin...
Gelirdim...Gönlümden...
Ve sen;
“Hoş geldin' derdin,
Dilinden....
Kocaman bir çocuktum o zamanlar
Belli!
Dil nedir, gönül ne?
Anlamını bildiğim,
Şüpheli!

Şimdi söyle bana!
Kaldıysa geriye, ne kaldı?
Tek tarafı hesaplı bir sevda,
Niyeti bozuk bir dava...
Bir de,
Sadece dağlara caka satan bir sema...

Ama ben bunların hepsini sevdim,
Şaşacak bir şey yok...
Dedim ya... Ben
Güneş ekilip, yıldız biçilen zamanlardan geldim...

Sonraları,
Belki de hiç gülmedim
Ve sen,
Kelebeklerin ömrünün üç gün olduğunu
Hiç bilmedin! ! !

...
9/9/2007 ·

6/9/2007 ·

Sen hiç uyandın mı,
Hıçkıra hıçkıra ağlayan gecelerin sabahına?
Hiç uğradın mı yalnızlık şehirlerinde,
Unutulmuşlar sokaklarına?
Hiç ağladın mı sesini kendin bile duymadan,
Ama gönlün hıçkıra hıçkıra...?
Gülmeyi, gercekten gülebilemeyi de özlediğin oldu mu,
Kahkahalara boğulduğunda?

3/9/2007 ·
başlamadan bitirilen kelimeler
gerçeklerden uzak
düşlere sarmaladığımız
burulmalarımızı askıya aldık
pembe sahte gülücükleri astık
kanayan yüzlerimize..


ufacık bir sitemle
gözlerime yerleşen damlalar
hesap veremiyor kızmalara
satılık değil yüreğim
rüzgarın estiği yöne çevrilen
bir uçurtma
sonbahara kuyruk sallayan
yapraklarından sarısını alan bir hüzün
sensiz düşlerim artık


sen de benim kadar biliyorsun
dedikçe bildiklerimi unutturan
kızgınlığı kendime yüklediğim
öfkesiz patlama bedenimde
sığınıyorum serçe misali..
yağmurdan kaçarak
saçakları yok yüreğinin
yüzüme vuruyor damla damla
düşten ayrıksı gerçeklerimizi


ucundan tutamadığım kadar
içine giremediğim yaşa
kattığım yağmur grisi için
alışmalıyım
tanışmalıyım
düşleri örselemeliyim..
 
 

« Önceki ::